Haber Yazım Teknikleri

18 Temmuz 2011

Haberciliğe Giriş: Aynı şeyi ifade eden giriş cümleni, en az 3 farklı şekilde kurup peş peşe sıralayacaksın…

Başlığı da ekledin mi en az 3+1 eder. Böyle de bir haber yazım tekniği var işte. Sanırım “magazin programı ‘az sonra’sı yazarlığı” gibi bir meslek var ve bu arkadaşlar o ekolden geliyor. Örnek:

“Kürt açılımı AKP’de istifa getirdi. AKP’nin ANAP kökenli isimlerinden İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu partisinden istifa etti. Uzun süredir AKP’de izlenen politikalardan rahatsız olan eski bakanlardan Başesgioğlu, istifa gerekçesini, ‘Türkiye’nin temel meselelerine ilişkin zamanla ortaya çıkan esaslı görüş ayrılıkları’ diye açıkladı.
Kulislerde uzun zamandır parti politikalarından rahatsız olduğu ifade edilen AKP İstanbul Milletvekili Başesgioğlu dün partisinden istifa etti. ”

Aha bu da link.

Fotoğraf işleri

30 Ocak 2011

Fotoğraflar kıyakmış.

Link

Kola…

28 Mart 2010

Kola

Coca Cola’ya n’oldu a.k. durduk yerde? Bayram değil seyran değil, yok efendim teleskopla geleceğe bakıyormuş da, yok başka çocukların hayallerini şey edecekmiş de, bilmemneymiş de, yok efendim bisiklet binmeyi öğrenmeye cesaretin var mıymış da…

Sane ne arkadaş! İş misin sipariş misin akşam akşam? Sen meşrubat şirketisin. İşine gücüne bak. Yok “ben sosyal sorumluluk şeysi yapacam” diyosan da efendi gibi yap. İşgüzarlığın alemi yok.

Hayır bi de sokaklarda dolaşıp Mevlana fasikülü dağıtın da tarikat olsun bari. Cık cık cık…

Anlaşılmaz Kadın Diyalogları -1-

08 Mart 2010

Oktay Usta

“Bi çeşit de sen getir”

“Ne getiriyo la bunlar? N’oluyo burda? Organize suç örgütü gibi ne bu ağızlar?” diye düşünürken, diyaloğun devamında uyandım mevzuya. “Tabi şekerim, onun için soruyorum zaten. Tatlı mı getireyim tuzlu mu?” diyince, hala sığ sularda olduğumu anlayıp, derin bir oh çektim.

K1, tertip edeceği gün için K2′den yardım istiyormuş meğer. (Kadınları, hayatımda kayda değer bir önem kazanana kadar numaralarla anmaya karar verdim. Kafam şişti “Ayşe”den, “Fatma”dan, “Gülbin”den…)

Gün sırası K1′deymiş de, K2 de bi çeşit yemek yapıp getircekmiş. Bak bak bak… Hayır bir insan evladı diğer bir insan evladına “Bi çeşit de sen getir” diyor, diğer insan evladının tek sorusu “tatlı mı tuzlu mu?” oluyor. Diyelim ki tuzlu a.k. N’olcak? Menemen mi yapıp getircen? Yok ama orda alttan alta “Ben her şeyin en kralını yaparım zaten. Sen sadece bir yemeği tanımlamakta en yetersiz özelliği belirt, gerisine karışma” mesajı var. Zaten en baştaki soruda da “Ben senin yemeklerini çok beğeniyorum. Ayrıca güne gelecek diğer insanlardan daha yakın arkadaşımsın. Bir nevi ev sahibi sayılırsın” kolpasıyla iş kitleme hadisesi vardı.

Hayır bir de benim anlam veremediğim şey, iktisat miktisat okumuş eşek kadar insan evlatlarının, günden medet ummasıdır. Anlıyorum, bir kısım ablalar, altın, döviz gibi değerini koruyacağının garantisi olmamakla birlikte değerini koruduğu varsayılan unsurlar üzerinden, gün hadisesinde kimsenin mağdur edilmediğini sanıyorlar. Onlara lafım yok. Ama sen iktisat mezunu insansın arkadaşım. Sen nasıl yaparsın bunu?

Döviz kuru ve paranın reel satın alma değeri tamamen sabit kalsa bile, gün sıralamasında sonuncu olan ablanın katlandığı bir likidite noksanlığı var. Nerde bunun likidite primi? Hadi dövizin sürekli yükseliş trendinde olduğu dönemlerde kur artışı, kendiliğinden bu likidite primini karşılıyordu. Şimdi öyle bir durum da yok. Siz ne bok yemeye birbirinize poğaça börek gazlıyosunuz ki?

“Bana kalsa hayatta biriktiremem, böyle gün neyim olunca sinerji oluyo, her ay köşeye bir altın atmış oluyorum” cümlesi vardır ki, o da belki “Anlaşılmaz Kadın Diyalogları -2-” olmaya layıktır. Ama ben onu kısmen de olsa anlamlandıramayacağım için, “O zaman sen biraz salaksın” demekle yetineceğim.

Yalnız, bütün bunları yazmaya başlamamın esas sebebine gelirsek, seneye Dünya Kadınlar Günü sırası kimdeyse onunla evlenirim hacı. O zaman iş değişir. Ama onun listesi de gizli tutuluyodur tabi. En iyisi sayısal yine…

Doğnat

27 Şubat 2010

donut1Ankara’ya son gittiğimde, aziz dostlarım Decypher, Chronox (*), Berg ve İrem’in peşine takılıp Burus Villis’in kolpa filmi “Suretler”i izlediğim gün tanıştım bu “donut” denen herzeyle. Bu arada dikkat ederseniz bi tek İrem’im insan ismi taşıyor. Kız ya, ondan..

Neyse hemşerim, şimdi nedir doğnat? Amarikan Polis yiyeceği… İzliyoruz hep televizyonlarda; Amarikan Polisi, FBI mensubunun çok zeki, çok matah olduğunu düşündürecek kadar salak bir görüntü sergiliyor.

Aslında yok öyle bişey. FBI mensubu da normal, senin benim gibi insan. Amarikan Polisi ise salak falan değil esasında. Şeker komasında geziyolar arkadaşım, şeker komasında! Veriyolar doğnatı, veriyolar doğnatı… Yanında kovayla kahve içsen ne fayda?

Nitekim, salt kahve içen lanet olası federaller bi geliyo; “aha” diyo, “bu katildir” diyo, “bunun cinayet motivi budur” diyo, “aha cesetleri de burda saklıyomuş” diyo, “bah hele bah la Sitenli” diyo, “bu fotoğraf, 72′deki büyük vurgun’dan sonra çekilmiş” diyo…

Bizim polis, gurnik gibi bakıyo tabi bu sırada. Halbuki o da insan, o da insan. O da Ray-Ban, o da Ray-Ban. O da Sitenli, o da Sitenli… Ama işte doğnat faktörü var arkadaş. Adam mallaşmış bi kere.

Velhasıl, nasıl bi tatlı bişeymiş öyle? Nasıl illet bişeymiş? Hangi mide, hangi işkembeyle yeniyomuş? Ben bi tane yedimdi de öleyazdım şerefsizim. Üstüne 250 ml suyu yarım saniyede içtim, yine de kendime gelemedim.

Dunkin’ he mi? Doğnat he mi? Yapmayın, etmeyin gözünüzü seveyim! İnsan evladısınız bak. İnsan besiniyle beslenin.

* Edit: Chronox yokmuş ki o gün. Bahar varmış. Bu da, insan isimli 2 şahıs olduğu anlamına geliyor.

Sabih Bilişim

21 Şubat 2010

Sabih

Sabih Kanadoğlu gençken bilgisayarcı işletirdi. Sonradan verdi kendini hukuka, içtihata…

Müşerref oldum…

19 Ocak 2010

“Bu Müşerref AKAY’da ses yok” diyorum, dinleyen yok… Aha bak:

Daha girişten falso… Şarkının mezur başlarını kırdı a.k. Programdan sonra şarkıyı Önü Kesik Bülent Usta’ya götürdüler. İki hafta sanayide kaldı, rektefiye gördü.

Ne de güzel şarkıydı halbuki…

Kırismıs…

17 Aralık 2009

Bugün buraya çok şaane, hayatın seyrini değiştirecek bir şey yazacaktım ama unuttum. Neyse, DF Kırismıs avatarı yarışması başladı. Oylar Harajuku’ya….

Ayrıning…

13 Aralık 2009

ayrıning

Öyle “Su altında nikah kıydık, Ana Haber’e çıktık, bitti” yok. Bu abla gibi istikrarlı olacaksın….

Okuyunuz…

13 Aralık 2009

Skingrat

Sık güncellenmeyen ama sıkı güncellenen öz hakiki blog. Yazarı bacanağım olur.

Edit: “Tıklanabilir resim” mucizesinden haberdar olmayanlar için link: Skingrat

Edit 2: Yahu bu mesajdaki “bacanak” kelimesi lüzumundan fazla ciddiye alınmış. Tam olarak nasıl bir hısımlığı ifade ettiğini bile bilmiyorum ama aşk hayatımı sekteye uğratmaya başladı. Öylesine yazdık arkadaş! Aslında eltim olur Skinrat.